yar a. Uçurum: “Aşağıda daimî akislerle seslenen gürültülü, derin yarlar tehlike hissini kalbimizden ayırmıyordu.” -H. S. Tanrıöver.
Güncel Türkçe Sözlük
yar Ağızdan taşan tükrük.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Malta taşına benzer, yumuşak bir taş.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar (< Far. yâr) yar, sevgili.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Yâr, sevgili
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Uçurum.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar < ET yar: yar; uçuRum. || gendini yardan atmak: büyük bir tehlikeye girmek
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Çukur, kabir, mezar içi: Ağ golları yara gele
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Sevgili, yavuklu
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Sevgili
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar Uçurum.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yar yar, suların açtığı uçurum
Divanü Lügati’t-Türk
yar salya
Divanü Lügati’t-Türk
yar Fr. falaise (yalı yar) (coğrafya, jeoloji)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
yar İng. cliff Dimdik duran kaya.
BSTS / Yerbilim Terimleri Sözlüğü 1971
yar (I) bk. ağız yarı.
Tarama Sözlüğü 1972
yar (II) Yarılmış yer, suyun açtığı uçurum.
Tarama Sözlüğü 1972
yâr, -ri Far. y¥r a. (yâ:ri) 1. Sevgili: “Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim / Yâr yâr / Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar” -B. R. Eyuboğlu. 2. esk. Dost, tanıdık. 3. esk. Yardımcı: “Allah'tan başka yârim yoktur.” -Şemsettin Sami.
Güncel Türkçe Sözlük
yâr Hayvan sırtında ya da başka yerinde semer, eğer vurmasından oluşan yara.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yâr (< Far. yâr) yar, sevgili.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yâr Uçurum.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Yâr Köken: Far. Söyleyiş: (ya:r) Cinsiyet: Kız
1. Sevilen, sevgili. 2. Dost, arkadaş. 3. Yardem eden, destekleyen.
Kişi Adları Sözlüğü