oyuk, -ğu a. Oyulmuş, içi boş ve çukur olan yer: “Birbirine karışmış nal oyuklarından gündüz beş on kişilik bir devriyenin geçip gittiği anlaşılıyordu.” -F. R. Atay.
Güncel Türkçe Sözlük
oyuk Sevinç, mutluluk.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
oyuk Şaşkın, ahmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
oyuk Bostan korkuluğu.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
oyuk Bir şeyin yapılmasını önlemek için yapılan yıldırma gösterisi.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
oyuk 1. Mağara. 2. Dağların üstünden geçen yolları belirten imler, sivri taşlar. 3. Kuytu yer. 4. Küçük taşlardan oluşan küme: Bağın yarısını oyuk kaplıyor.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
oyuk 1. Bostan korkuluğu. 2. Korku: Bu adamda çok oyuk var.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
oyuk hayal, belge, bostan höyüğü
Divanü Lügati’t-Türk
oyuk (Oğuz) duvarda ve ağaçta delik
Divanü Lügati’t-Türk
oyuk İng. contour Kullanım kolaylığı veya güzel bir görünüm sağlamak amacıyla gitarın gövdesi üzerinde oyulmuş bölümler.
BSTS / Gitar Terimleri Sözlüğü
oyuk İng. cavity, cavition 1.Metal yüzeylerinin, tuzlu sularda çok şiddetli titreşimler sonucu oluşan mekanik hasarı. 2.Toplam basıncın azalması sonucunda sıvıda yerel çukurların oluşması ve bu çukurların çökmesi sonucu oluşan itici basınçla komşu katı yüzeylerinde gözlenen mekanik hasar.
BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007
oyuk İng. cavern BSTS / Madencilik Terimleri Kılavuzu 1979
oyuk İng. pit Oyuklaşma sonucu yüzeyde oluşan
BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972
oyuk, (oyuh) 1. İnsan veya hayvan şeklini andırır korkuluk. 2. Yol göstermeğe yarayan taş ve benzeri alâmet.
Tarama Sözlüğü 1971