melankoli Fr. mélancolie a. (l ince okunur) 1. ruh b. Kara sevda: “Babam melankoliye uğramış, köşesinde düşünüp duruyor.” -A. Gündüz. 2. mec. Hüzün: “Uykusuz geçen gecenin melankolisini bu sıcak karşılama hafifletiyordu.” -C. Uçuk.
Güncel Türkçe Sözlük
melankoli Fr.mélancholie Kara sevda:§ “Gözleri melankoli ile etrafına bakan zayıf bir çocuk vardı.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler, 226. § “Karşısındaki melankolinin gittikçe arttığını gören Yusuf, ona İstanbul’a bir seyahat teklif etti.” -Reşat Nuri Güntekin, Eski Hastalık, 117. § “Üstüme devamlı bir melankoli çöktü.” -Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, 81. § “O kadar seviyor ki, kenarın dilberini, neredeyse melankoli hastası olacak hâle kadar geliyor.” -Necip Fazıl Kısakürek, Ahşap Konak, 204. § “Bu tabiat mucizesinin ortasında pek kanlı muhaberelerin cereyan ettiğini düşünmek insanı şiddetle isyana sürüklemekte veyahut da derin bir melankoli hâli meydana getirmektedir.” -Buket Uzuner, Uzun Beyaz Bulut (Gelibolu), 105. § ““Melankoli” diyor, “takip etti” diyor, “manasız” demeyip “anlamsız” diyor ya, onun yanında “gayet basit” demekten de çekinmiyor.” -Nurullah Ataç, Dergilerde Deneme, 283.
Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü