kovuk, -ğu a. Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü: “Arada sırada ben de sığınacak kovuk ararım.” -T. Buğra.
Güncel Türkçe Sözlük
kovuk Fr. Caverne BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu
kovuk Fr. Grotte BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu
kovuk Sidik torbası.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
kovuk Huni.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
kovuk içi boş olan her şey
Divanü Lügati’t-Türk
kovuk içi kof ve çürümüş olan
Divanü Lügati’t-Türk
kovuk kovuk, içi boş olan her şey
Divanü Lügati’t-Türk
kovuk İng. cave Kireçtaşlarının erimesiyle oluşan, in ve mağaraların başlangıç evresi olan yeraltı oyuğu.
BSTS / Coğrafya Terimleri Sözlüğü 1980
kovuk İng. cavity Akımmıknatıssal dalgalarla belirli sıklıkta çınlanıma giren uygun boyutlu boş oylum.
BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983
kovuk İng. cavity İçi parlatılmış, değişmez sıcaklıkta kalabilen bir küre ve çok küçük bir delik. Bu delikten içeri gönderilen ışık içerde sonsuz sayıda yansır; böylece ışık tüm soğurulmuş olur. Bu da kara cisim koşulunu sağlar.
BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü 1969
kovuk İng. cavity Yeğin yenime uğramış yüzeylerde görülen derin çukur.
BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972
kovuk bk. boşluk.
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
kovuk Osm. gaar, kehf, cevf (biyoloji)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
kovuk bk. jeot.
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
kovuk 1. Oyuk, oyulmuş, boş. 2. Çürük
Tarama Sözlüğü 1969
Kovuk Aydın ili, Karpuzlu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.