kesinti a. 1. Kesilen parça, kırpıntı: “Gerçi çeviri kitaplarda, çevirilerin özensizliği, kesintiler hoş görülecek gibi değil.” -A. Ağaoğlu. 2. Bir işin bir süre için durması, inkıta, fasıla: İşimiz hiçbir kesintiye uğramadan yürüyor. 3. ekon. Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm: Bu ücretin hiçbir kesintisi yoktur.
Güncel Türkçe Sözlük
kesinti Kesilmiş süt.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
kesinti İng. cats Sinema Bir filmde yapımcı ya da yönetmenin isteği dışında, genellikle denetleme sonucu, bazen de dağıtımcı ya da oynatımcılarca yapılan budama.
BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981
kesinti Alm. Überspringen Oyunun içinde yazar ve yönetmenin isteği dışında dramaturg ya da yönetmen tarafından yapılan kesme
BSTS / Tiyatro Terimleri Sözlüğü 1966
kesinti İng. intermission Bir süreç ya da oluşumun sürekli olmaktan çıkması durumu.
BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981
kesinti (I) Kıta, parça
Tarama Sözlüğü 1969
kesinti (II) Alay
Tarama Sözlüğü 1969