hak, -kkı Ar. §a®® (I) a. 1. Adalet: Haktan ayrılmamalı. 2. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç: “Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler.” -B. Felek. 3. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk: Bu davada hak görmüyorum. 4. Verilmiş emekten doğan manevi yetki: Ana hakkı ödenmez. 5. Pay: Makas hakkı. Komşu hakkı. 6. Emek karşılığı ücret. 7. sf. Doğru, gerçek: “Karacaoğlan der ki sözüm haktır.” -Karacaoğlan.
Güncel Türkçe Sözlük
hak, -kki Ar. §akk (II) a. esk. 1. Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı: Mühür hakki. 2. Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı: Resmî kâğıtlarda hak ve silinti yasaktır.
Güncel Türkçe Sözlük
hak 1. bk. hamak (I). 2. Dilimlenerek kurutulmuş meyve.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak 1. Nişanlı. 2. Gelin.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak Gelin alma töreni.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak 1. Tahıl ölçeği. 2. Tahıl.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak Gelinin babasına verilen armağan.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak Bir dönümlük alan.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak Olmamış, ham.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak Gelin adayı.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak (< Ar. hakk) hak
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak ( < Ar. hakk) bk. hakk
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
hak Ta, çak, tam.
Tarama Sözlüğü 1967
hâk, -ki Far. ¬¥k a. (hâ:k) esk. Toprak.
Güncel Türkçe Sözlük
Hak, -kk'ı Ar. §a®® öz. a. din b. Tanrı: “Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklal.” -M. A. Ersoy.
Güncel Türkçe Sözlük
Hak Osm. Hak BSTS / Türe Terimleri