Atatürk ve TDK
Başkanlarımız
Sözlükler
Yazım Kılavuzu
Yayınlar
TDK Kütüphanesi
TDK Arşivi
Güneş Dil Teorisi Raporu
Türkçe Gönüllüleri
Çalışma Grupları ve Yazı Kurulları
Bilgi Edinme Hakkı
Doğru Yazalım
Söyleşiler
Sormaca
Basından
Konferans Merkezi
Asılar (Afişler)
Çalışmalarımız
Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü
Büyük Türkçe Sözlük
Sesli Türkçe Sözlük
Tarama Sözlüğü
Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
 
Büyük Türkçe Sözlük
 

 ç   ğ   ı   ö   ş   ü 

   söz varlığı 


grup, -bu    Fr. groupe 

a. 1. Küme: “Bir kadın grubu gözleri komutanın penceresine dikili duruyor.” -H. E. Adıvar. 2. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü: Lehçeler grubu. 3. mec. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. 4. ask. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu: Savaş grubu. Yürüyüş grubu. Savunma grubu.

 Güncel Türkçe Sözlük 
grup    Fr.groupe 

1. Küme: § “Esnayı sirkatte katledilen Arapların kanı üç yüz mecidiye olup bu parayı aşiret efradı ve grupları tediye eder.” -Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, 69. § “Nazmiye Hanımda grubuna doğru yürüdü.” -Peyami Safa, Sözde Kızlar, 44. § “İkinci planda iki masa, etrafında iki grup.” -Reşat Nuri Güntekin, Yaprak Dökümü, 32. § “Mümtaz lafa tutulmamak için bir grubun arkasında kendisini sipere çekti.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur, 87. § “Öte taraftan bunlar grup hâlinde yani bizim bildiğimiz saz takımı şeklinde de çalıp çağırırlar.” -Ahmet Rasim, Muharrir Bu Ya, 262. § “Sonraki küçük bir grupla...” -Yavuz Bülent Bakiler, Üsküp’ten Kosova’ya, 6. § “Divanhaneye benzer büyük salonda kadınlı, erkekli gruplar…” -Necip Fazıl Kısakürek, Aynadaki Yalan, 25. § “Kalabalık bir grupla birkaç kez yemeye çıkmışlar, uzaktan bakmışlardı.” -Buket Uzuner, Şairler Şehri, 24. 2. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. § “Lokanta ve kahvelerde küçük gruplar hâlinde bol bol radyo dinledikleri, hayatlarını bu yayınlara göre düzenledikleri bir dönemin filmi” -Adalet Ağaoğlu, Başka Karşılaşmalar, 39. § “... yazılmasını ve söylenmesini isteyen fikir ve iddia grupları var.” -Peyami Safa, Osmanlıca-Türkçe-Uydurmaca, 13. § “Beni çeviren bir grupla beraber ben de bir kenara çekildim.” -Nazım Hikmet Ran, Yeşil Elmalar, 148. 3. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü:§ “İlk futbol ekibinden yetişme ve şövaleresk mizaçlı Tahsin Nahit önde olmak üzere bir Fecr-i Atiler grubu, hemen o dergi idarehanesine girmiş.” -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 37. § “Bettina, küçük grubumuzdan hemen hemen hiç ayrılmazdı.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler, 97. § “… Girihbendlerin grubundan…” -Ahmet Rasim, Tarih ve Muharrir, 74. § “Bu vaziyette hükûmet Âyan Meclisine kendi adamlarından bir grup sokup ekseriyeti elde tutmaya bakarken gösterdiği namzetlerin çoğunu kabine azası kendisini kurtaramıyor.” -Necip Fazıl Kısakürek, Sultan Vahidüddin, 120. § “Yeniler grubuyla başlamış, grubun öteki ressamları birer ikişer işi ya para getiren resme ya da nonfigüratife döktükleri halde, o bildiğinden şaşmamış.” -Attila İlhan, Kurtlar Sofrası, 74. 4. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu: § “Her tümene bir tümen beyi kumanda ediyor bunların yanında da… adlarıyla bir subay grubu bulunuyordu.” -Ziya Gökalp, Türk Uygarlığı Tarihi, 188.

 Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü 
grup   İng. group 

Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. Ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, Halide Nusret Zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, Haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, Osman baba, Ayşe nine, ey arkadaş! vb.

 BSTS / Gramer Terimleri Sözlüğü 2003
grup    

Azerbaycan Türkçesi: söz birläşmasi; Türkmen Türkçesi: söz düzümi; Gagauz Türkçesi: laf birleşmesi; Özbek Türkçesi: soz birikmasi; Uygur Türkçesi: söz birikmisi; Tatar Türkçesi: süz tezmäse ~ süztezmä; Başkurt Türkçesi: hüzbäyläneş; Kmk: söz tagım; Krç.-Malk.: söz tutuş; Nogay Türkçesi: söz baylanıs;Kazak Türkçesi: söz tirkesi ~ söz tirkesimi; Kırgız Türkçesi: söz aykaşı ~ söz tizmegi; Alt::söskolbu; Hakas Türkçesi: söz pîrîgîzî; Tuva Türkçesi: sös ka'ttıjıışkını; Şor Türkçesi: sös tizimi; Rusça: slovosoçetaniye

 BSTS / Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu 1997
 
Atatürk Bulvarı Nu. 217, Kavaklıdere, 06680 Ankara Tel: (312) 428 61 00 • Belgegeçer (Faks): (312) 428 52 88 • E-posta: bilgi@tdk.org.tr