demet Rum. a. 1. Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam: Tel demeti. 2. Bitki veya çiçek destesi: “Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 3. bit. b. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon. 4. anat. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. 5. fiz. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu.
Güncel Türkçe Sözlük
demet Fr. Faisceau, fasciculus BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu
demet Rum.demáti 1. Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam: § “Yüzü sapsarı bir kadın ona bir demet, buruşuk, muameleli kâğıt uzattı.” -Peyami Safa, Biz İnsanlar, 16. § “Onları demet demet toplarlar; onların ellerine sarılırlar...” -Ruşen Eşref Ünaydın, Bütün Eserleri, 24. § “Demet, deste, cerze.” -Ahmet Vefik Paşa, Lehçe-i Osmani. 2. Bitki veya çiçek bağlamı: § “Bütün İzmit bir leylak demeti gibi bembeyaz, gözlerinin önüne açıldı.” -Peyami Safa, Bir Akşamdı, 12. § “Genç Rus zabitlerine ayrı ayrı karanfil ve süsen demetleri hazırlıyorlar.” -Ruşen Eşref Ünaydın, C. 13, 76. § “İçinden bir demet altın çiçek yükselen altın bir flakon” -Adalet Ağaoğlu, Başka Karşılaşmalar, 24. 3. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon. 4. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. 5. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu.
Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü
demet Osm. demet Kesim sıraları bozulmadan bir araya bağlanmış kaplama yaprakları.
BSTS / Ağaçişleri Terimleri Sözlüğü 1968
demet İng. beam Belli bir doğrultuda giden, ışından daha kalın tanecikler topluluğu.
BSTS / Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü 1978
demet İng. beam Koşut doğrultuda yayılan ışın kümesi.
BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983
demet İng. pas de bourée 1. Üç adımda tamamlanan karakteristik bir yürüyüş; yarı parmakucu ve bükülmüş dizle yapılır. Çeşitli biçimleri vardır. 2. «Bourée» eski bir Fransız dansının adıdır.
BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983
demet İng. sheaf Bir türetik katmanlı uzay üzerindeki türetilebilir işlevlerin yerel davranışlarını belirleyen, cebirsel ve ilingesel yapılı lif demeti.
BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983
demet İng. pencil (…)
BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 2000
demet İng. beam Elektromagnetik ışınımın veya parçacıkların tek yönlü ya da yaklaşık olarak tek yönlü akışı.
BSTS / Nükleer Enerji Terimleri Sözlüğü
demet bk. bürçük.
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
demet bk. bağlam.
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
demet Fr. gerbe (tarım)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
demet Osm. huzme (botanik, fizik)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
demet İng. beam Sinema/TV. Belirli bir yönde yol alan ışınım; özellikle ışın demeti ya da elektron demeti.
BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981
demet İng. beam fizik: Bir ışık kaynağından çıkarak aynı doğrultuya giden ışınların oluşturduğu küme.
BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980
demet Biçilmiş ekin destesi
Tarama Sözlüğü 1965
Demet Köken: Yun. Cinsiyet: Kız
1. Bitki veya çiçek destesi. 2. Bağlanarak oluşturulmuş deste.
Kişi Adları Sözlüğü
Demet Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Demet Osm. Hüzme demet BSTS / Bitkibilim Terimleri 1948