|
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
| Büyük Türkçe Sözlük |
 |
 |
 |
| |
beslemek (-i) 1. Yiyecek ve içeceğini sağlamak: “Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk.” -H. E. Adıvar. 2. Yedirmek: “Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti.” -H. E. Adıvar. 3. Semirtmek. 4. Eklemek, katmak, çoğaltmak: “Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı.” -N. Cumalı. 5. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek: “Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık.” -R. N. Güntekin. 6. Yetiştirmek: “Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya!” -H. Taner. 7. mec. Bir duyguyu gönülde yaşatmak: “Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi.” -Y. K. Beyatlı. 8. mec. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Güncel Türkçe Sözlük beslemek Beslemek, yetiştirmek Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü beslemek İng. feed BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu
| | | | |
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
Atatürk Bulvarı Nu. 217, Kavaklıdere, 06680 Ankara Tel: (312) 428 61 00 • Belgegeçer (Faks): (312) 428 52
88 • E-posta: bilgi@tdk.org.tr |
 | |
|