belleme (I) a. Bellemek işi.
Güncel Türkçe Sözlük
belleme (II) a. hlk. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.
Güncel Türkçe Sözlük
belleme 1. Binek hayvanını soğuktan korumak için beline sarılan veya eyerin altına konulan keçe, meşinlenmiş keçe. 2. Eyerin üstüne konulan yastık.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme 1. Arkası basık bir çeşit erkek ayakkabısı. 2. Ayakkabıya vurulan pençe, yarım pençe.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme 1. Eteklik. 2. Kadınların giydiği gömlek. 3. Renkli gömlek. 4. Çoğu zaman yerli bezden yapılan ve içi pamuklu da olabilen kısa ceket veya hırka.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme Yarım, yarıya kadar: Çuvalda belleme buğday var.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme Belin çıkardığı iri toprak parçası, kesek, işlenmiş toprak: Bellemeleri küçük kırın.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme 1. Kapı arkasına iki yerinden çakılan kalın ağaç. 2. Duvara yıkılmaması için yapılan destek. 3. Yapıda dikey direklerin arasına konulan kirişler.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme Manda, su sığırının belinde görülen sancılı hastalık.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme Ayakkabıya vurulan pençe.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme Koşum hayvanlarının sırtlarına örtülen kalın örtü.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme 1. Öğrenme. 2. Boyu kısa at çulu. 3. Belle toprağı işleme
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
belleme (II) Bahçe ve tarla toprağının bel ile alt üst edilmesi. (Yakaköy *Gelendost -Isparta; *Kemalpaşa -İzmir)
BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü 1976
belleme, [billeme] (I) At ve eşeklerin bellerini soğuktan, sıcaktan korumak için sırtlarına konan çul, keçe ya da içine keçe doldurulmuş deri. (Arolandoğmuş *Şarkikaraağaç, *Yalvaç, *Senirkent -Isparta; Söğütözü, Muttalip -Eskişehir; -Amasya; *Aksaray -Niğde) [billeme (I)] : (Yenikent *Aksaray -Niğde)
BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü 1976
belleme Yelek gibi bele kadar olan elbise.
Tarama Sözlüğü 1963